16 yaş ve üzeri izleyici kitlesi için uygundur.
 Yaş Sınırı
16 yaş ve üzeri izleyici kitlesi için uygundur.
"Dikkat Köpek Var

Oynayanlar: Attila Aytekin - Dilara Caner - Doğan Akdaş - Yılmaz Angay– Zeynep Sibel Başaran
Yazan: Melih Cevdet Anday
Sahne Tasarım: Ece Yoltay
Kostüm Tasarım: Ayça Kıran
Görsel Tasarım: Dilara Caner
Proje Sorumlusu: İrem Özatay
Dramaturgi: yeraltı
Sahneleyen: Hakan Altun

“Yolculuğun yönü, adımların büyüklüğünden çok daha önemlidir.”
A. Boal

Sahneye “özgürlük” yazma çağrısıyla açıldı bu yıl “Dünya Tiyatro Günü” alternatif bildirisi, Süreyya Karacabey’in sesiyle. Sahne, ancak böyle ışıldar. Oyunun/tiyatronun fıtratında var özgürlük. A.Boal, korodan ayrılarak ve ona karşı eyleyen/söyleyen ilk oyuncunun, Thespis’in öyküsünü bu minvalde anlatır. Herkes koroya uyarken/itaat ederken/koronun içinde şarkı söylerken, yine de (özgürlüğün mümkün olduğunu bilen-ya da bilmeyen) biri koroya karşı konuşmaya cesaret edebilir.
Bugün sahneye özgürlüğü yazmak, on beş yıl önce bir 27 Mart sabahı tiyatro üretmek için yola çıktığımız günden daha yaşamsal bir yerde duruyor. Sanatçı pespayeleştiğinde sanatı savunmak (ki zekaların eşitliği ilkesi gereğince her insan sanatçıdır) bir direniştir. Sanat estetik olduğu kadar (belki de estetik olduğu için) etik ve politik bir tavır alıştır. Her tercih gelecekle sınanır, her edim yol açtığı/açacağı sonuçların aynasından ve bir değere dönüşerek şimdiye yansır.
“Dikkat Köpek Var” ille de sahneye taşınma maksadıylayola çıkmadı. Bir gün kendi kararını vererek (biraz da bize rağmen) yola revan oldu. Dostlarımızın da katkısıyla temelini atarak geliştirmeye çalıştığımız clown ve mask çalışmalarını, Mamet’ten hareketle inşa ettiğimiz bir oyuncu dramaturgisiyle buluşturup sonuçlarını görmek istedik (elbette oyunun el verdiği kadarıyla).
“Dikkat Köpek Var” birbiriyle temas etmeyen insanların birbirine dolanmış öykülerini anlatıyor. İzolasyon, kapatılma ve atomize olma bu insanların tek ortak noktaları. Özgürlüklerini ellerinden alan işleyiş onları zorla alıkoymuyor, bilakis şikayetleri baki kalmakla birlikte (sızlansalar da)bu çarkı ayakta tutan direkler olmaya hiç itiraz etmiyorlar. Derken beyaz atlı bir kurtarıcı peyda oluyor, masum ve saf biçareyi çekip kurtarıyor sefil hayatından. Anday, bu formülü 60’larda kurduğunda henüz bir sorun yoktu. Üstelik “beyaz atlı” sıra/düzen dışı bir figür. Ama kadınların mücadeleleriyle de yazılan bir tarihin ardından aynı sözleri söylemek abesle iştigal etmek anlamına gelir. Oyuna sınıfsal hatlar üzerinden bakıldığında, bu beyaz atlı deyyus sisteme dahil olmak için göbeğini çatlatıyor. Dolayısıyla Anday’ın formülünü bir gözden geçirmek ve güncellemek gerekiyordu. Bizim de yapmaya çalıştığımız budur.
Bir sözümüz de “köpek” dostlarımıza olsun. Murat Sevinç’in bir vesileyle yazdığı gibi, yerine bir şey koyamadığımız için kullandık “it”i, yoksa onları hedef almıyoruz. Türcülük değilse de derdimiz,paradoksumuz teşbihtekihatanın bizzat kendisi.
Umuda ve dayanışmaya en çok gereksinimimizin olduğu bu günlerde, özveri ve dayanışmayla örülen bir oyunla küçük de olsa umuda dair bir masal anlatalım istedik. Berger’in dediği gibi: “Kayıtsızlığa karşı umutla direnmeli!”

www.yeralti.gen.tr / twitter: @tiyatroyeralti / facebook: yeraltı topluluğu
"
{{salon.name}}
{{salon.distributionMethod}} {{salon.language}}
{{salon.adres}}
{{detail.adres}} {{detail.ilce}}

{{error}}